Çoğunluk

Yönetmen: Seren Yüce
Yapım Yılı: 2010
Süre: 111 dk.
Ülke: Türkiye
Tür: Dram

Filmin Konusu

Mertkan, günlerini babasının inşaat firmasında ayak işlerine bakarak, arkadaşlarıyla alışveriş merkezlerinde vakit öldürerek ve İstanbul sokaklarında arabayla turlayarak geçiren sıradan bir gençtir. Hayatındaki bu büyük boşluk, karşısına Vanlı bir kız olan Gül'ün çıkmasıyla değişme sinyalleri verir. Ancak babası Kemal'in Gül'ün kökenlerine karşı takındığı sert ve şüpheci tavır, Mertkan'ı kendi hayatı üzerinde gerçek bir seçim yapmaya zorlayacaktır.

Fragman

Filmin Repliği

Biz çoğunluğuz oğlum, biziz bu memleketin asıl sahibi.

Kadro

Yönetmen

Seren Yüce

Senaryo

Seren Yüce

Oyuncular

Bartu Küçükçağlayan

Settar Tanrıöğen

Nihal Koldaş

Esme Madra

Cem Zeynel Kılıç

Feridun Koç

Savaş Akova

Erkan Can

Bartu Küçükçağlayan

Settar Tanrıöğen

Nihal Koldaş

Esme Madra

Cem Zeynel Kılıç

Feridun Koç

Savaş Akova

Erkan Can

Çoğunluk Ne Anlatıyor?

⚠️ Dikkat: Bu analiz yazısı, filmi henüz izlememiş olanlar için spoiler detaylar içerebilir.

Çoğunluğun Devinimi: Mağduriyetten Muktedirliğe Uzanan Sessiz Çürüyüş

Seren Yüce’nin 2010 yapımı tokat gibi çarpan başyapıtı Çoğunluk, toplumun görünmez damarlarına sızmış olan sıradan faşizmin en mikro ölçekteki, en steril halini; aile kurumunu mercek altına alıyor. Mertkan’ın babası Kemal üzerinden resmedilen bu otoriter, milliyetçi ve muhafazakar orta sınıf erkekliği, aslında sadece bir karakteri değil, koca bir sistemin devasa çarklarını temsil eder. Kemal, boynuzları olan bir canavar değil; her gün selamlaştığımız müteahhit, patron veya "ailesinin huzuru için" her yolu mubah gören sıradan biridir. Film, büyük trajedilere veya kanlı şiddet sahnelerine ihtiyaç duymaz; çünkü asıl dehşet, kahvaltı masasında peynir uzatılırken kurulan sıradan bir cümlede, ötekinin en doğal hakkını yok sayan o buz gibi kayıtsızlıkta gizlidir.

Bu sistemin en kusursuz işleyen mekanizması, "Mağdur, Muhteris ve Muktedir" üçgenindeki o amansız devinimdir. Mertkan (Bartu Küçükçağlayan), eylemsiz ve edilgen varoluşuyla filmin başında babasının gölgesinde ezilen bir mağdur gibi görünür. Ancak hikaye ilerledikçe kendi konfor alanını kaybetmemek adına ezilenlerden yana değil, ezenlerden yana saf tutan bir muhterise dönüşür. Gül adındaki Kürt bir kıza duyduğu yüzeysel ilgi bile, babasının keskin uyarılarıyla anında buharlaşır. Babasının gözünde Mertkan'ın yontulup "adam olması" için gereken nihai eşik askerliktir. Çevresindekilerin "Senden iyi komando olur" şeklindeki hamasi telkinleri, devlet ve aile mekanizmasının bireyi o tornadan nasıl ortaklaşa geçirdiğinin en çıplak kanıtıdır. Askerlik kurumu burada vatani bir görevden ziyade, itaatkar erkeğin fabrikasyon sürecindeki kaçınılmaz bir disiplin aygıtı olarak gölgesini filmin geneline düşürür.

Filmin en ürkütücü yanı, eril sistemin kendini kuşaktan kuşağa nasıl başarıyla yeniden ürettiğini göstermesidir. Başlangıçta bocalayan o mağdur genç, muktedir olma yolunda yavaş yavaş silinir ve iktidarın taze, kusursuz bir kopyasına dönüşür. Çoğunluk, izleyiciye ucuz bir kahramanlık vaat etmez; aksine bizi çoğunluktan olmanın, ötekini dışlayarak güvende kalmanın o zehirli konforuyla yüzleştirir. Kötülük dışarıdan gelen bir işgalci değil; vicdanını sistemin konforuna satarak mağduriyetten muktedirliğe terfi eden, takım elbiseli sıradan insanın ta kendisidir.

Filmin o çarpıcı final sahnesi, bu evrimin kusursuz bir özetidir. Mertkan, askerlik şubesi öncesi ailesiyle o sessiz akşam yemeğine oturduğunda artık eskisi gibi değildir; babasının inşa ettiği sistemin yeni bir dişlisi, o "sıradan kötülüğün" yeni varisidir. Babasının bir kopyası olarak masada yerini alırken, aslında en büyük mağduriyetini kendi elleriyle muktedirliğe dönüştürmüş, "çoğunluğa" karışmıştır.

Bunları Biliyor Muydunuz?

Seren Yüce, bu ilk uzun metrajlı filmiyle 67. Venedik Film Festivali'nde 'Geleceğin Aslanı' ödülünü kazanmıştır.

Filmdeki mekan kullanımları, İstanbul'un orta sınıf muhafazakar apartman dairelerinin izole ve baskıcı atmosferini yansıtacak şekilde özel olarak seçilmiştir.